Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mükerrem Şahin, yapılan çalışmalarda bor madeninin insan sağlığı açısından önemli etkilerinin olduğunu söyleyerek “Bor, fizyolojik olarak hücre zarını güçlendirdiği için hasta olunmasını engelleyen iyi bir antioksidanttır. Büyüme ve gelişme için oldukça önemli olup her yaşta çeşitli oranlarda gereklidir. Bor, kalsiyum metabolizmasında, kemik oluşumunda, bağışıklık sisteminde ve cilt oluşumunda, D vitamininin vücuda bağlanmasında, östrojen dahil steroid hormonlarının düzenlenmesinde oldukça önemlidir” dedi.

Prof. Dr. Mükerrem Şahin, bor madeninin insan sağlığı üzerindeki etkileri ile ilgili açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Şahin, bor madeninin sanayide 200’e yakın alanda az çok kullanılan bir element olduğunu söyleyerek, “Bor, çamaşır ve bulaşık deterjanlarda, diş macunlarında, bitkisel gübrelerde kullanıldığı gibi sağlıkta da sıklıkla kullanılmaktadır. Öncelikle bor, fizyolojik olarak hücre zarını güçlendirdiği için hasta olunmasını engelleyen iyi bir antioksidanttır. Büyüme ve gelişme için oldukça önemli olup her yaşta çeşitli oranlarda gereklidir. Bor, kalsiyum metabolizmasında, kemik oluşumunda, bağışıklık sisteminde ve cilt oluşumunda, D vitamininin vücuda bağlanmasında, östrojen dahil steroid hormonlarının düzenlenmesinde oldukça önemlidir. Bor özellikle romotaid artirit tedavisinde gerekli olup osteoporoz süreçlerinde iyileşmeye, kansere ve koroner kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır” diye konuştu.

BOR MADENİNİN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Prof. Dr. Şahin, son yıllarda yapılan çalışmalarda bor madeninin insan sağlığı için son derece önemli olduğu ifade ederek, şunları söyledi: “Borun hücre zarını güçlendirmesi en önemli fizyolojik etkilerin başında gelir. Bor hakkında yapılan klinik çalışmalar borun vücutta magnezyum ve kalsiyum gibi elementlerin tutulumunu arttırdığını göstermiştir. Bor karaciğer gelişimi ve korunmasında oldukça büyük rol oynar. Özellikle kötü kolesterolün azalmasında önemi büyüktür. Bor hormonal dengeye etki eder. Erkeklerde testosteron, kadınlarda östrojen seviyelerini dengeler. Bu da menopoz döneminde bulunan kadınların bor takviyesi almaları ile kemik erimesinin yavaşlanmasını sağlar. Hamilelerde düzenli bor alımının fetüsün gelişine katkısı olduğu bilimsel olarak gösterilmiştir. Bor iyi bir antioksidanttır. Örneğin, 5 kilo nar meyvesinden alınacak antioksidant seviyesini günlük 10 miligram bor fazlasıyla sağlar. Borun yüzde 3’lük ve yüzde 5’lik çözeltilerinin yaraların iyileşmesine katkı sunduğu gösterilmiş. Bu amaçlı merhemler ve sargı bezleri üretilmiş ve ticarileştirilmiştir. Özellikle yanıklar için oldukça fazla tercih edilmektedir. Borun aynı zamanda candita albicans mantarına ve diğer mantarlara karşı etkisi bilimsel ispatlanmış ve bu amaçlı ürünler geliştirilmiştir.”

‘YETERLİ BOR ALIMI GIDA İLE MÜMKÜN DEĞİLDİR’

Borun ilaç üretiminde birçok lisanslı ürününün bulunduğunu belirten Prof. Dr. Şahin, “Bunlar göz damlaları, mantar kremleri, vajinal enfeksiyon ürünleri olarak sınıflandırılabilir. Ülkemizde gıda takviyesi ruhsatı ile üretilmiş birçok bor ürünü vardır. Genelde kemik erimesinde, prostat rahatsızlığında karaciğer yağlanmasında, depresyonda, immünsistemi geliştirmede ve kanser tedavilerinde destek olarak kullanılır. Bor yediğimiz içtiğimiz birçok gıdada vardır. Badem, elma, kayısı, avokado, hurma, kereviz, muz, üzüm, fındık ceviz borca zengin gıdaların başında gelir. Ancak tarımdaki değişme ve toprakların fakirleşmesi gıdalarla alına borları giderek azaltmış ve dıştan takviye alma zorunluluğu doğmuştur. Örneğin, eskiden 1 elma ile alınan bor miktarı şimdi 20 elma ile bile alınamaz hale gelmiştir. Günde bir avuç hurma bor ihtiyacını karşılarken şimdilerde günde 1 kilogram yemek gerekli hala gelmiştir. Bu nedenle gıda ile alımı mümkün değildir” dedi.

‘GÜNLÜK DOZ 21 MİLİGRAM’

Prof. Dr. Şahin, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) günlük bor alımı dozunu 21 miligram olarak belirlediğini kaydederek, “Bu nedenle üretilmiş birçok borlu takviyelerde bu oran dikkate alınmıştır. Toksik doz ise, günde 2,5 gram olarak belirlenmiştir. Şimdiye kadar kayıtlara bir bor toksidesi vakası düşmemiştir. Bazı yayınlarda bu dozun günde 5 gram kadar uygun olabileceğini belirtilmektedir” diye konuştu.

‘KISIRLIK İDDİALARI YOK HÜKMÜNDEDİR’

“Türkiye'de 26 bin civarında tip 1 diyabetli var” “Türkiye'de 26 bin civarında tip 1 diyabetli var”

Prof. Dr. Şahin, son günlerde gündemde olan maden suyunda bulunan bor mineralinin kısırlık problemine yol açtığı iddialarına ilişkin, “Bu kısırlık iddiası ispattan yoksun ve bu kadar yayının, çalışmanın yanında yok hükmündedir. Bor kadın sağlığında oldukça önemli ve destekleyicidir. Borun tam tersine üreme destekleyici etkisi vardır. Kaldı ki, maden suyundaki oran ile tüketildiğinde günlük alım dozu için bile minimum 10 litre gereklidir. Bu ise 50 şişe içilmesi demektir. Ancak bu durumda gerekli doza ulaşılır. Toksik doz ise günlük 5 bin şişe içmekle elde edilir bu ise zaten teorik olarak mümkün değildir. Tüketicilere günde en az 5 şişe içilmesini tavsiye ederiz, en azından bir miktar bor alınmış olur. Ayrıca dünya bor maden yataklarının yüzde 74’ü ülkemizdedir. Yer altı sularında olması ve maden suyunda bulunması çok doğaldır. Yeraltı ve kaynak sularına bakıldığında zaten Kütahya, Balıkesir, Eskişehir havzasında bor miktarı bazen 4miligram/litre üstündedir” ifadelerini kullandı. (DHA)